top of page

Konusu "Orman" Olan Tapu Kaydı Yeniden Tartışmaya Açılabilir mi?

  • 1 gün önce
  • 3 dakikada okunur

7584 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 22, bazı taşınmazlar bakımından bu soruyu yeniden gündeme taşıyor. Ancak düzenlemeyi yalnızca “orman sınırları içerisinde kalan taşınmazların iadesi” şeklinde okumak, hukuki yapıyı fazlasıyla basitleştirmek olur. Zira,  Ek Madde 22, genel ve kendiliğinden sonuç doğuran bir iade hükmü değil.

 

Aksine; taşınmazın hukuki geçmişine, tapu sicilindeki mevcut durumuna, orman kadastrosunun sonuçlarına ve varsa daha önce yürütülmüş yargı süreçlerine göre farklı hukuki sonuçların ortaya çıkabileceği bir düzenlemeyle karşı karşıyayız.

 

Aynı düzenleme içinde farklı hukuki durumlar ele alınmış ve bu nedenle yapılması gereken ayrımlardan biri, taşınmazın bugün hangi hukuki durumda bulunduğunun belirlenmesi olacaktır.

 

1. Tapu hâlen gerçek veya tüzel kişi adına kayıtlı olabilir.

 

Bu durumda tapu kaydının hukuki dayanağı ve doğruluğu ile orman kadastrosunun tapu üzerindeki etkisinin birlikte incelenmesi gerekecektir. 

 

2. Tapu iptal kararı kesinleşmiş, ancak karar henüz tapu siciline işlenmemiş olabilir.

 

Bu ihtimalde yalnızca mahkeme kararının varlığı değil; kararın kapsamı, kesinleşme durumu ve güncel tapu sicili birlikte önem kazanacaktır.

 

3. Taşınmaz, Hazine adına tescil edilmiş olabilir.

 

Burada ise önceki malik veya hukuki halefleri bakımından farklı bir hukuki değerlendirme söz konusu olacaktır.

 

Üstelik bu gruptaki taşınmazlar açısından 20 Haziran 2026 tarihinden itibaren iki yıllık idari başvuru süresi öngörülmüş durumda.

 

Dolayısıyla ilk bakışta birbirine çok benzeyen iki taşınmazın, tapu ve dava geçmişindeki tek bir farklılık nedeniyle Ek Madde 22 karşısındaki hukuki konumu tamamen farklılaşabilecektir.  İadenin  kendiliğinden gerçekleşmediği ve  idarenin kapsam ve koşul değerlendirmesine bağlı olduğu gerçeği karşısında uygulamada bazı güçlüklerin yaşanması da muhtemeldir.

 

Düzenlemenin dikkat çekici yönlerinden biri de derdest uyuşmazlıklara etkisi olacaktır. İdari süreç sonuçlanıncaya kadar devam eden davalarda, bunun bekletici mesele olarak değerlendirilmesi, feragat hâlinde ise tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve buna bağlı bazı tazminat davaları bakımından farklı usulî sonuçların ortaya çıkması mümkün olacaktır.

 

Her taşınmaz bu düzenlemeden yararlanabilir mi?

 

Ek Madde 22'nin belki de en dikkatle incelenmesi gereken bölümlerinden biri kapsam dışında bırakılan taşınmazlardır.  Özel kanunlara tabi bazı taşınmazlardan turizm ve özel statülü alanlara, yanan orman sahalarından sınırı veya konumu belirlenemeyen taşınmazlara kadar çeşitli istisnalar öngörülmüş durumdadır.

 

Dolayısıyla bir taşınmazın geçmişte orman kadastrosundan etkilenmiş olması, tek başına Ek Madde 22 kapsamında olduğu anlamına gelmiyor.

 

Asıl mesele: Taşınmazın hukuki geçmişini doğru okumak olacaktır.

 

Kanaatimce düzenlemenin uygulamasında en kritik nokta da burada ortaya çıkacaktır.  Bir dosyada yalnızca güncel tapu kaydına bakmak yeterli olmayacak; tedavüllü ve takyidatlı tapu kayıtları, ilk tesis ve edinim belgeleri, orman kadastro tutanakları ve haritaları, geçmiş dava dosyaları ve kesinleşmiş kararlar, kadastro paftaları, imar ve özel statü bilgileri ile gerektiğinde halefiyet belgelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.

 

Çünkü mesele yalnızca “bir başvuru hakkı var mı?” sorusundan ibaret değildir.

Üstelik uygulamaya ilişkin usul ve esasların henüz yayımlanmamış olması; başvuru mercii, başvuru şekli, istenecek belgeler ve idari inceleme süreci bakımından uygulamanın normal olarak yeni şekillenmekte olduğunu göstermektedir.

 

Ek Madde 22'nin önümüzdeki dönemde orman hukuku ile mülkiyet hakkının kesiştiği önemli uyuşmazlık alanlarından birini oluşturacağını düşünüyorum.

 

Çünkü karşımızda yalnızca yeni bir kanun hükmünün yorumlanması meselesi yok.

 

Tapu hukuku, kadastro hukuku, orman hukuku, eşya hukuku ve usul hukukunun; kimi zaman onlarca yıllık kayıt ve yargı kararları üzerinden birlikte değerlendirilmesini gerektiren özel bir alan var.

 

Bu nedenle geçmişte orman kadastrosu nedeniyle tapusu etkilenmiş, tapu iptal davasına konu olmuş, Hazine adına tescil edilmiş veya üzerinde orman şerhi bulunan her taşınmaz bakımından aynı sonuca ulaşmak mümkün değil.

 

Bazı dosyalarda hak doğabilir. Bazılarında kanunun istisnaları belirleyici olabilir. Bazılarında ise sürenin veya geçmişte verilmiş bir kararın hukuki etkisi bütün değerlendirmeyi değiştirebilir.

 

Tam da bu nedenle bu dosyalarda ilk yapılması gereken, aceleyle dava veya başvuru yoluna gitmek değil; taşınmazın bütün hukuki geçmişini, Ek Madde 22'nin şartları ve istisnalarıyla birlikte yeniden incelemek; madde ile taşınmazın geçmişi arasındaki hukuki bağlantıyı doğru kurabilmektir.



Prof. Dr. Aynur AYDIN

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page